28 Haziran 2026 - Öznur Yomralı
Terapide Çocukluk Anılarına Bakmak: Kaçış mı, İyileşme Fırsatı mı?
Bugün olan sorunların çoğu bugünle ilgili değildir. Bu bilgi bazı insanlara sanki bir kaçış gibi geliyor. Oysaki günü birlik sorunlara odaklanarak işleri bir türlü yoluna koyamayan biri için, geçmişi incelemek büyük bir iyileşme fırsatıdır.
Çünkü zaten bir çok insan bildiği yollardan günü kurtararak sorunları gerçek anlamda çözebilse hayat çok daha kolay olurdu. Belki çoğu insan boşanmaz, zeki çocuklar başarısız olmaz, zengin ya da eğitimli insanların bile hayatinda bunca gizlenmiş acı bulunmaz, kimse kendini öldürmezdi. Çünkü bu sorunların çoğu dışarıdan bakan biri için basit çözüm yolları olan meseleler gibi görünür. Oysa kişinin kendi deneyimine baktığımızda büyük bir çözümsüzlük ve çaresizlik duygusu görürüz. Peki bu durumun sebepleri nelerdir? Birlikte inceleyelim..
''Bugün olan şeyler bugünle ilgili değil'' Ne demektir? Bugünkü ilişki problemleri, maddi problemler, kariyer sorunları, ebeveynlik problemleri aslında güncel ya da kendine has değildir. Kişilerin zorlantı hissettiği duygularsa çoğu zaman bugünün duygularIı değildir.
Bunu bir örnekle izah etmek gerekirse; çocuk dünyaya geldiği vakit yazılımı kurulmamış bir bilgisayar gibidir. Hayatının ilk altı yılı anne babanın çocuğun yazılımını oluşturup gerekli olacak bütün programları yüklediği süredir. Buradan sonra artık bilgisayar kendi kendine işlev görebilecek bir donanıma sahip olur. Bilgisayarı kullanan kişiye göre işlevi değişebilse de(irade) kurulu sistemin sınırlılıkları ya da avantajları mevcuttur. İşte kişinin bütün hayatı boyunca sorun çözme becerilerini, yaratıcılığını, dünyayı, kendini ve diğer insanları nasıl algılayacağını belirleyecek olan alt yapı budur.
Bu örnektende anlaşılacağı üzere, kişinin hayatının başlangıcı bir nevi devamının yazarıdır. Kişiler oralarda yaşadığı zorlukları ve takılmaları tekrar edecektir. Fakat bu yazılımda ki şeylerin büyük bir kısmı anne babaya aittir. Hepimizin bireyselliğinde, üst nesilden gelen kodların hoşa gitmeyen kısımlarını güncelleme özgürlüğü vardır. Bu cümledeki altı çizili kelime hoşa gitmeyendir. Bir insanın bu yazılım güncellemesini yapıp hayatını revize edebilmesi için öncelikle hayatında hoşuna gitmeyen şeyleri olması gerekir. ikinci olarakta bu hayatın idarecisi olarak, bu hoşa gitmeyen şeylerin sorumluluğunun kendisinde olduğunun bilincinde olmalıdır. Kimse onun yerine gelip işleri yoluna koyamaz. Bunları farkedip değişimin sorumluluğunu üstüne alabilen biri , er ya da geç bunu yapmanın bir yolunu bulacaktır. Ve de devraldığı mirastan bazen daha acı bazen daha tatlı ama kendine ait ve daha gerçek bir hayat deneyimi elde edebilecektir. Peki ama nasıl?
Hislerine kapılıp gitmek mi onları incelemek mi?
Birine kızmak, kırılmak, gücenmek ya da birini çok sevmek. Hislerine güven tavsiyeleri işine yaramadıysa, farklı bir öneride bulunacağım. Yoğun yaşadığın duygulara biraz da inceleyerek bakabilir misin? Şu an yaşadığın durum ile hissettiğin şey birbiri ile orantılı mı? Yoksa yaşanan duruma bakıldığında hisettiğin duygu çok daha yoğun mu deneyimleniyor? Bunu kendinde farketmen bir aydınlanma etkisi yaratacaktır. Çünkü bu durumlardayken çoğu zaman, zihnimiz geçmişte bir yerde takılmıştır ve böyle olduğunda güncel olanın gerçekliğini doğru değerlendiremez. Peki zihnin hangi yaşta takılmış olabilir? Bu his sana nereden tanıdık olabilir? Geçmişte benzerlerini yaşadığın yerler nereler?
Anılara doğru derinleşmek
Buradan sonra incelemeyi derinleştiriyoruz. Yazılım hatasının kaynağına doğru bir yolculuğa çıkacağız birlikte.. İç dünyana doğru bir bakacak olursan, çocukken bu hissi en çok kiminle deneyimledin? En çok kime kızdın ya da kimden incindin. Bulduysan şimdi bir adım daha derine gideceğiz. Diyelim ailenden bulduğun kişi baban. Zihnine izin ver, babanla bu duyguyu hissettiğin anılara doğru gitsin. Bulduğun şeyler seni üzecek, buna hazır ol. Fakat oralara temas ettiğinde o üzüntüyü yaşamanın tam yeri ve zamanı. Çünkü az önce belki senin için o kadarda önemli olmayan biri için, basit bir sebepten yaşadığın üzüntünün asıl kaynağına ulaşmış oldun. Artık bu iki olayı ve kişiyi birbirinden ayırabilirsin. Baban başka biri, bugün sendeki babandan gelen yarayı tetikleyen kişi başka. Ayrıca beynin üzüntü duygusunu da bir miktar işlememiş oldu. Böyle bir içe bakış sürecini zihnine öğrettiğinde, en derinlerde kalan acılarına temas ederken, olgunlaşacak ve insanları kendi gerçek hallerine en yakın şekliyle görebileceksin.
Travmanın tekrar zorlantısı
Duygularının dozu olayların bağlamından bağımsız olarak çok yoğun ya da çok donuksa, üzüleceğin yerde üzülemiyor fakat yavru kedi görsen dertleniyorsan, çevrendekiler seni seviyor ama verdiğin tepkilerin yıkıcılığı sebebiyle senden uzaklaşıyorsa, kendini yalnız değersiz ya da suçlu hissediyorsan, kalbin sanki camdan yapılmış gibi kolayca tuz buz oluyor ve kırılıp ilişkilerden kopuyorsan, bunlarin esas kaynağı bugün değil geçmişteki travmatik anı ve duygulardır.
Tekrar tekrar annene küsüyorsundur aslında her kalbin kırılıp terkettiğin kişide. Ya da belki babana başkaldırıyorsundur otorite savaşlarında. Yani başka birilerinin bedeninde anne babayla çözülememiş bütün meseleler tekrar tekrar gündeme geliyordur. Freud buna tekrarlama zorlantısı diyor. Masterson ise aktarımın eyleme vurumu. Adı ne olursa olsun bu durum insanoğlunun hayatının seyrini önemli ölçüde etkiliyor.
Sonuç olarak; Aşk, nefret, kin, düşmalık, korku, yalnızlık, boşluk, keder gibi güçlü duygular bize erken çocukluk ile ilgili çözülmemiş meseleler olduğunu gösterir. Ve bunları çözmeden günübirlik sorunları çözmek oldukça zor olabiliyor.